|
Tarihte gelmiş geçmiş tüm uygarlıklar sanatları ile iz
bırakmışlardır. Onları bugün inceleyip anlıyor ve tarihlerini yazarak diğer
uygarlıklarla ilişkilendirebiliyorsak, bu sanatları sayesindedir.
Her
ulusun köklerinden modern çağlara kalmış sanat dalları vardır. Bazı sanat
dallarını tek bir ulus, bazılarını birden fazlası sahiplenebiliyorken, kimi
sanat dallarını istisnasız tüm uluslar sahiplenirler. Resim, heykel, seramik
gibi sanat dalları, insanlığın ortak mirasıdır. Çünkü uygarlığın temelinde bu
sanatlar yatmaktadır. Seramik unsurlar bulunmayan bir arkeolojik alanda,
anlaşılabilir bir uygarlıktan bahsetmek neredeyse imkansız gibidir.
Zaman
içinde, uygarlıkların gelişimleri ile paralel olarak, bazı sanat dalları alt
dallara ayrılarak tabir yerinde ise “uzmanlaşmışlardır”. Örneğin ebru sanatının
ortaya koyduğu, “sınırsız soyut” imgeleme erişebilmek için resim sanatı çok uzun
bir dönemden geçmiştir. Bir saray minyatürünün naif özellikleri, günümüzde tuval
üzerine bir resim biçemi olarak aksetmektedir. Oysa ki, ikisinin de kökeninde
insanoğlunun resmetme arzusu yatmaktadır.
Geleneksel Türk Sanatları, uzak
geçmişte “ana” sanat dallarından ayrılarak, bireysel ve sosyal “kendini ifade
etme” arzusuna cevap verebilecek şekilde gelişim gösteren sanatlardır. Halı
desenlerinden tutun da, hat kompozisyonlarına kadar; Siyahkalem’in
minyatürlerinden, İstanbul Laleleri’ne kadar geniş bir alan geleneksel sanatlar
başlığı altında incelenmeye başlanmıştır. Gün geçtikçe verimli bir hal almış ve
bugün artık dünyaya sunularak, diğer uygarlıkların gelinleriyle birlikte
görücüye çıkma zamanı gelmiştir.
Bu sayfalarda Geleneksel Türk Sanatları
hakkında kimi kısa, kimi etraflı bilgilere ulaşabilirsiniz. Yanısıra Alpman
Sanat Galerisi’nin ilgili sanat dallarına ait koleksiyonlarını da
izleyebilirsiniz. Sayfalarımızda rastlayacağınız eserlerin tamamı, ayrıca Alpman
Sanat Galerisi salonlarında sergilenmektedir. |
|
|