SANAT DALLARI / SERAMİK

sanatçılar
eserler

TÜRK SERAMİK SANATI

 


 

 

Seramik, uygarlık tarihinde çok önemli yer tutan bir sanat dalıdır. Öyle ki, bir uygarlığın, uygarlıktan sayılması için ilk aranan kalıntı, seramik kalıntılardır. Mağaralarda yerleşen ilk insanlar, büyü amaçlı da olsa resim sanatının ilk örneklerini mağara duvarlarında sergilediler. Aynı amaçla yapılan küçük tanrı ve tanrıça heykelleriyle de heykel sanatının başladığını söyleyebiliriz. Ancak seramik sanatının başlangıcı için insanlık yerleşik düzene geçmeyi beklemiştir.
Yerleşik düzenin belirleyici özelliği tarımdır. Tarım yapan bir topluluk ise, mahsullerini korumak zorundadır. Bu amaçla ilk öğrenmeleri gereken şey az da olsa kalıcı yapılan yapmak, ve ikincisi ise seramik kaplar üretebilmektir. Böylece mahsullerini saklayabilmişlerdir.

İlk kap kacak ürünleri ile seramik sanatı da başlamıştır. İÖ 4 binlerde doğu Akdeniz havzasında, seramik unsurlar mimaride kullanılmaya başlanmış ve seramik günlük hayatın vazgeçilmez bir hammaddesi halini almıştır. Mısır piramitlerinin inşasında da turkuvaz seramik tuğlalar kullanıldığı bilinmektedir. Eski Mısır’da kumun ısıtılmasıyla elde edilen sıvının kullanımı, bilinen ilk sırlı kullanımlardan biridir.

İlk pişirilmiş ve sırlanmış toprak ürün olan tuğla, Orta Asya’da bir antik yerleşim yeri olan Karakoça’da bulunmuştur. Tahminlere göre İÖ 8. yüzyılda Uygur Türkleri tarafından yapılmıştır. Bu sır tekniklerinin ilk uygulamasıdır. Pişirilmiş toprak seramik örneklerine ise her arkeolojik açmada rastlanmaktadır.
Toprağı sırlamak, Uygurlardan sonra 11. yüzyılda Karahanlılarda karşımıza çıkmaktadır. Artık bir sanat halini almış olan seramik, Semerkant, Buhara gibi önemli merkezlerde ustadan çırağa aktarılmaktadır.

Büyük kavimler göçü süresince, doğunun seramik birikimi de Anadolu topraklarına ulaşmıştır. Beraberinde getirdiği büyük bir step kültürü, yolda geçen uzun süreler boyu, coğrafyaların özelliklerini bünyesine katarak yol almıştır.

14. yüzyıldan itibaren, Anadolu’da büyük bir seramik atılımı olmuştur. Özellikle İznik yöresinde yerleşen Horasanlı ve Tebrizli ustaların katkıları ve bilgisiyle, İznik bir çinicilik merkezi halini aldı. İstanbul’da Nakkaşhane’de çizilen desenler, İznikli ustalar elinde nefes alıyordu.

Seramik, bir güzel sanatlar dalı olarak Osmanlı döneminden beri büyük bir ihmale uğramıştır. Bu sanatı ayakta tutan şey, her dönemde özel girişimci atölyelerdi. III.Selim döneminden itibaren görülmeye başlanan yenileşme hareketleri, heykeli olduğu gibi seramik sanatını da kapsamamıştır. Cumhuriyet döneminde ise en büyük seramik sanatçıları, Akademi bünyesinden olsalar da özel kuruluşların eğitici ortamı çok daha etkindi. Yıldız seramik, Gorbon Işıl gibi büyük atölyeler, günümüz sanatçılarının dahi adını anarken bir eğitim kurumu edasıyla saygı gösterdikleri kurumlardır.

 

 
   
     
       

 

 

Koleksiyon | Geleneksel Sanatlar | Resim | Heykel | Seramik | Özel Koleksiyonlar
Güncel Sergiler
| Geçmiş Sergiler | Sergi Programı | Sürekli Sergiler | Antika | Haberler
Hakkımızda | Ansiklopedi | Anı Defteri | İletişim | Referanslar | Eser Arama | Sanat Bülteni
 
  Copyright 2006-2008 Alpman Sanat Galerisi
Tasarım ve Programlama ggC